Posts from the ‘çakıl taşları’ Category

Kendi Gibi

kayboluyor her şey. su gibi. siliniyor resimler. hatıralar bana ait olmayan geçmişler gibi geçip gitmişler. sızlamıyorlar. beni kovalamıyorlar artık. yokluk kendini yoklamaktan yaratılan bir yokluk gibi sarmalıyor. ancak bi şey var. tek bir şey. kendi gibi… geriye kalan düşünceleri biriktiriyorsun. tekrar varlıkla donatmak istiyorsun ama birikemiyor. giden geri gelmiyor. kalanlarla yetinmekten başka bir şey gelmiyor [...]

Dirilten Yüz

bu sebepsiz bir boşluk mu yoksa sebeplendirmeye korktuğum  bir boşluk mu bilemiyorum. ama taşıyorum sebebini adlandırma yürekliliğini taşıyorum içimde. dillendirmeye korkuyorum. yine yenilme korkusu bu. yenileme yineleme korkusu bu. korkumu öğütüyorum bir değirmen taşında ve un ufak oluyor. ezerek geçiyorum üstünden. sonra hatırlıyorum onların benim korkularım olmadığını. şimdi yeni güne korkusuz ayak basıyorum. cesaretim boşluğumu [...]

Damar

sahte mi. sahte olan ne. hayat diyorum. duruyor yine bak orada. oynuyor. beni çağırıyor. bi gidiyor gibiyim bi gidemiyorum. rüzgar hep dağıtıyor gözlerimi. topluyor tekrar bakıyorum. çok uzakta kalıyor. göremiyorum. çağıramıyorum sesim yok. sesim yok beni anlatacak. beni konuşacak. beni okuyacak. gözlerim var. sadece gözlerim. onlarla yetiniyorum. onlar da gittikçe anlatamıyor beni. onlar da kayboluyor. [...]

Estetik Dersleri I

Bir keçi yolundan iniyor ağır aksak. Bilmiyor yolun sonu nereye çıkacak. Bir orman var görüyor. Hangisi gerçek hangisi hayal? İçindeki mi yoksa dışındaki mı? İçinden yürüdüğü bu orman  yeşil, berrak, temiz ve huzur dolu.   İçinde yürüyen ise korkunç sesler çıkarıyor. Çığlıklar atıyor. Tırnaklıyor, kanatıyor, çürüyor, kokuyor. Yerlerini değiştirmek istiyor içindekilerle dışındakilerin. Ormanını temizlemek eğitmek. [...]

Ayak Sesini Duyamayan İnsan

“Yolda yürürken  kendilerini, oldukça lüks araçların hız tutkulu kullanıcıları gibi hisseden, şehirlerin meydanlarına caddelerine ve sokaklarına kalabalık ayak sesleriyle katılan yarışkan ruhlu adayların arasında neden kaybediyorum kendimi. Neden onlar gibi diğerlerini görmeden geçemiyorum. Hep hissediyorum ayak seslerinden çıkan düşünceleri. Kulağımı kapatsam gözlerimi kapatamıyorum. Hep ayaklar konuşuyor bu kalabalık meydanlarda. Kiminin ökçesinden bencillik, öfke,sertlik, kin, ihtiras, nefret taşarken [...]

Taşların Krallığı III

  Gidemediğim yerlerde tamamlanıyordu taşların yazgısı.   Yıllar önce ayağımla sürüdüğüm taşlar geliyor aklıma. Hep üzülürdüm taşların o düştükleri yerden ayrılamamışlığına. Sanki o taşların yerlerini değiştirme görevi benim ayaklarıma yazılmıştı. Bir taş küçük de olsa önemsiz de olsa o durduğu yerde sonsuza dek terk edilmemeliydi. Her zaman yolda yürürken kaldırım üzerinde, kenarında, yanımda yöremde  kendini kaderine teslim [...]

Üç Krallık:Ordular ve Putların Krallığı Taşların Krallığına Karşı

  Ordular krallığı daha önce yenilgi görmemiş ve taşların krallığına karşı en şiddetli ve belki de son savaşını veriyor. Putların krallığı ilk defa taşların krallığıyla karşı karşıya geliyor. Ancak halk arasında yayılan söylentilere göre taşların krallığının yenme niyeti yokmuş sadece savaşta bulunuyor olmaları onlar için önemliymiş. Ve savaş başladığı gibi sona eriyor. Krallıklar umdukları sonuçlarla evlerine dönüyorlar. Taşların [...]

Bir Heykeltıraş Üzerine

   Islak potinlerim yerden yüksek oynuyor bir mahalle ortasında. Gökten emirler yağdırılıyor bazen uyuyorum bazen uymuyor. Bazen o taştan o taşa atlıyorum bazen kapaklanıyorum çamurlara yüz üstü . Düştüğüm anlarda her daim bir el kaldırıyor yerden yükseklere.    Ama o el her zaman o el olmuyor. Başka ellerle de karşılaşıyor benliğim.  Elinin hiçbir haritasını merak etmediğim zoraki [...]

Bu Masalın Sonu Olmasın

Kimsenin cesaret edemediği hayaletim olsun o ilahi taşların taşlamaların. Vursun tanrısal yıkıntıların en dokunaklı yerime. Daha uzaklara gitmeye razıyım. En uzak ıssızlıklara. Ruhani hazzın erişemediği mekanlarda kavuşmanın da bir anlamı olmayacaksa susmaya susamaya razıyım sonsuza dek. Bırakalım seyredelim kim,ne, ne şekilde, nerede, ne zaman…..

Taşların Krallığı II

Yine beni incitiyorsunuz taşlar. Yonttukça tekrar sivrilen köşeleriniz saflığınıza inanmamı engelliyor. Ayın çekim kuvveti hırçınlaşan ve durulan dalgalar yaratır ancak siz bende sonunda kabuksuz yaralara dönüşen durulmayan azgın dalgalar yaratıyorsunuz. Nükseden hastalıkların toprağıma hiçbir şahlanmaya izin vermeyecek kazıklar çaktığını görüyorum. Oysa taşların krallığının kitabında  taşların saf olduğuna inanan taş devri halkının, rüzgarın  savurduğu yönü benimsemesi gerekmiyor muydu? Ah şu [...]

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.