hangi bilinmez zamanın yere düşen kurtlarıyla birlikte ölecek bedenim. tüm yarınları yaşanıp bitmiş sancı gibi gezinmekteyim şimdi. hiçbir dokunuşa susamış olmayan bir cin gibi görünmüyorum kendime bile. bu karalanmış bir yüzün kendini terk ettiği günlerin yıl dönümlerinin hüznü olsa gerek. umutların umutsuzluğa dönüştüğü yılların yıl dönümleri. kanın donukluğa düşüşünün yıl dönümleri. yazgısızlığın yazgıya döndüğü hiçliğin yıl dönümü. bulantıların bulantılara dönüşüp hükümsüzleştiği anların yıl dönümü.

kimi yaşadığını bilmeyen bir karakteri soyunuyorum. bugün birini, yarın diğerini ve böyle sonsuza kadar gidiyor. ya da hep aynı kişiye soyunmadaki beceriksizliğim mi bu. ya da hep bende kalan bir kalıntı.ya  hep başkasının ya da hep kendinin ayağında olan bir terlik gibi yerlerde sürünüyor burnum. sümüklü böcek gibi izimi silemiyorum geçtiğim yollardan. hep o yollardan tekrar tekrar geçiriyorum kaybolamayan zamanı. içinde kaybolamıyorum. çünkü silinmiyor izim. korkuyorum bulacaklar izimi. oysa hep bulmalarını isteyen bir çelişkiyim.