ayağıma gelen başucuma dolanan ve saçlarımı okşayan
bu derin uçurumun elleri çekiyor içine yine beni
yok olmanın kalıntısını dirilten zamanın zehrine
yapışkan mayanın özüne dönmeye tek bir söz yeterdi
nöbetlerden ve salyalardan kalan
kurumuş kırıkları toplayan ellerle
kırık aynalardan. kanamalardan,
donmalardan, karanlıklardan
ve yine ellerimden korkuyorum.
bin bir yüzüyle kendini hatırlatan
yarını arzulayan kirli ellerden
kalan umutsuzluğun kirli yılları akar